oda yarı karanlık ve soğuktu. cama vuran yağmur onu bir türlü uyutmamıştı.
saatlerce dönüp durduğu yataktan kalkmaya karar verdi.
yavaş adımlarla cama yaklaştı. dizlerini koltuğa dayayarak gözlerini kapattı.
çok derin olmayan ama yine de diğer aldıklarından derin sayılabilecek bir nefes alışverişinden sonra gözlerini yavaşça açtı.
perdeyi araladı.
kısık bir sesle; "yağma artık" dedi.
yağmur artık yağmıyordu.
sessizliğin ortasında kalakalmıştı. neye uğradığını şaşırdı.
perdeyi isteksizce kapattı. başını öne eğdi. şaşkın ve donuk gözlerinden akan son yaşlarla birlikte içini çekti; "keşke hep yağsaydın" dedi.
yatağına döndü.
ve uyudu.