9.12.09
28.8.09
..her şeyi çoktan bilenlerin şarkısı
bir şey yapılması gerektiğini ve de hemen
çoktan biliyoruz
ama daha erken olduğunu bir şey yapmak için
ama artık geç olduğunu bir şey daha yapmak için
çoktan biliyoruz
ve işlerimizin yolunda olduğunu
ve bunun böyle süreceğini
ve bunun anlamı olmadığını
çoktan biliyoruz
ve suçlu olduğumuzu
ve suçlu oluşumuzda bir suçumuz olmadığını
ve elimizden bir şey gelmeyişinde suçlu olduğumuzu
ve bunun bize yettiğini
çoktan biliyoruz
ve belki de ağzımızı tutmanın daha iyi olacağını
ve ağzımızı tutmayacağımızı
çoktan biliyoruz
çoktan biliyoruz
ve kimseye yardım edemiyeceğimizi
ve bize kimsenin yardım etmeyeceğini
çoktan biliyoruz
ve yetenekli olduğumuzu
ve hiç ve gene hiç arasında seçme yapabileceğimizi
ve bu sorunu temelden incelememiz gerektiğini
ve çaya iki tane şeker attığımızı
çoktan biliyoruz
ve baskıya karşı olduğumuzu
ve sigaraların pahalılaştığını
çoktan biliyoruz
ve her seferinde bir şeyin olacağını önceden kestirdiğimizi
ve her seferinde haklı çıkacağımızı
ve bundan bir şey çıkmayacağını
çoktan biliyoruz
ve her şeyin yalan olduğunu
çoktan biliyoruz
ve bir şeyi atlatmanın her şey değilde hiçbir şey olduğunu
çoktan biliyoruz
ve bizim bunu atlatacağımızı
çoktan biliyoruz
ve bütün bunların yeni olmadığını
ve yaşamanın güzel olduğunu
ve bunun her şey olduğunu
çoktan biliyoruz
çoktan biliyoruz
çoktan biliyoruz
ve bunu çoktan bildiğimizi
çoktan biliyoruz.
* hans magnus enzensberger
çoktan biliyoruz
ama daha erken olduğunu bir şey yapmak için
ama artık geç olduğunu bir şey daha yapmak için
çoktan biliyoruz
ve işlerimizin yolunda olduğunu
ve bunun böyle süreceğini
ve bunun anlamı olmadığını
çoktan biliyoruz
ve suçlu olduğumuzu
ve suçlu oluşumuzda bir suçumuz olmadığını
ve elimizden bir şey gelmeyişinde suçlu olduğumuzu
ve bunun bize yettiğini
çoktan biliyoruz
ve belki de ağzımızı tutmanın daha iyi olacağını
ve ağzımızı tutmayacağımızı
çoktan biliyoruz
çoktan biliyoruz
ve kimseye yardım edemiyeceğimizi
ve bize kimsenin yardım etmeyeceğini
çoktan biliyoruz
ve yetenekli olduğumuzu
ve hiç ve gene hiç arasında seçme yapabileceğimizi
ve bu sorunu temelden incelememiz gerektiğini
ve çaya iki tane şeker attığımızı
çoktan biliyoruz
ve baskıya karşı olduğumuzu
ve sigaraların pahalılaştığını
çoktan biliyoruz
ve her seferinde bir şeyin olacağını önceden kestirdiğimizi
ve her seferinde haklı çıkacağımızı
ve bundan bir şey çıkmayacağını
çoktan biliyoruz
ve her şeyin yalan olduğunu
çoktan biliyoruz
ve bir şeyi atlatmanın her şey değilde hiçbir şey olduğunu
çoktan biliyoruz
ve bizim bunu atlatacağımızı
çoktan biliyoruz
ve bütün bunların yeni olmadığını
ve yaşamanın güzel olduğunu
ve bunun her şey olduğunu
çoktan biliyoruz
çoktan biliyoruz
çoktan biliyoruz
ve bunu çoktan bildiğimizi
çoktan biliyoruz.
* hans magnus enzensberger
31.5.09
rüya.
şu aralar akıl almaz rüyalar görüyorum. kendimi bildim bileli hergün nerdeyse çok ilginç rüyalar görürüm, fakat bu seferkiler gerçekten farklı. bir insanın bilinçaltının kurgulayamayacağı kadar karmaşık ve fazlasıyla uzun. ve artık tamamen gerçekliğini hissetmeye de başladım. tüm sesler, kokular, binalardaki o terkedilmişlik atmosferleri, olaylar karşısında verdiğim tepkiler, duyduğum hüzünler ve sevinçler. sürekli belli başlı (sadece rüyalarda varolan) yerlerde geçiyor zaten olaylar neredeyse, bazen uyandığımda gerçekte miyim yoksa rüyada mıyım artık onu da kestiremiyorum.
bazen uyumaya çok korkuyorum, bazen de hiç uyanmak istemiyorum. hayır olsun :'(
bazen uyumaya çok korkuyorum, bazen de hiç uyanmak istemiyorum. hayır olsun :'(
20.5.09
uzun zaman sonra...
... tekrar mutluluğu bu kadar fazlasıyla yaşadım, tekrar bu kadar çok hüzünlendim. gözyaşlarım gülümseyen dudaklarıma düştü, onların tadı bile farklı geldi bugün. yine uzun bir aradan sonra camdan baktığımda gökkuşağını gördüm. "freni boşalmış bir kamyonmuşçasına" titredim heyecandan, üşümeden hem de hiç. bugün yaşamayı daha çok sevdim, bugün ölmeyi daha çok istedim. ve bugün yine "uğur" olduğumu hissettim.
teşekkür ederim.
(eskişehir harabe cafe'de karşısındaki kıza "freni boşalmış kamyonmuşçasına" ile başlayan cümleyi kuran tanımadığım insana selamlarımı gönderiyorum.)
teşekkür ederim.
(eskişehir harabe cafe'de karşısındaki kıza "freni boşalmış kamyonmuşçasına" ile başlayan cümleyi kuran tanımadığım insana selamlarımı gönderiyorum.)
23.3.09
aşk?
aşk, kralın kürkler ve mücevherlerle süslü tahtında mı oturur, çıplak kölenin savunmasız bedeninde mi? birileri bizle kedi fareyle oynar gibi oynadığında mı aşık olmuşuzdur, yoksa içimizin kuyusuna düşüp de boğulmayan birini bulduğumuzda mı?
onu bulduğumuzda onu tanır mıyız peki? o olduğunu bilir miyiz? belki, herkes herkese aşık olabilir, aşkın tanımı bu ikincisi ise. eğer değilse, gücü gücü yetene...
onu bulduğumuzda onu tanır mıyız peki? o olduğunu bilir miyiz? belki, herkes herkese aşık olabilir, aşkın tanımı bu ikincisi ise. eğer değilse, gücü gücü yetene...
13.3.09
pia.
ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
içlenip buzlu bir kadeh gibi
buğulanıp buğulanıp durmasam
ne olur sabaha karşı rıhtımda
çocuklar pia'yı görseler
bana haber salsalar bilsem
içimi büsbütün yıldız basar
bir hançer gibi çıkıp giderdim
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
singapur yolunda demeseler
bana bunu yapmasalar yorgunum
üstelik parasızım pasaportsuzum
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam pia'nın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk
ellerini tutsam pia'nın
ölsem eksizsiz ölürdüm...
attilâ ilhan.
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
içlenip buzlu bir kadeh gibi
buğulanıp buğulanıp durmasam
ne olur sabaha karşı rıhtımda
çocuklar pia'yı görseler
bana haber salsalar bilsem
içimi büsbütün yıldız basar
bir hançer gibi çıkıp giderdim
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
singapur yolunda demeseler
bana bunu yapmasalar yorgunum
üstelik parasızım pasaportsuzum
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam pia'nın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk
ellerini tutsam pia'nın
ölsem eksizsiz ölürdüm...
attilâ ilhan.
16.2.09
Kaydol:
Yorumlar (Atom)